Gram Altın ALTIN 457.662
Polisim Dergisi

    Fendoğlu’ndan Türk Dili’nin önemine vurgu

    Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, “2020 yılının UNESCO tarafından “Tonyukuk Yılı” olarak ilanı Türklerin en eski yazılı belgelerinden biri …

    Reklam
    Fendoğlu’ndan Türk Dili’nin önemine vurgu

    Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, “2020 yılının UNESCO tarafından “Tonyukuk Yılı” olarak ilanı Türklerin en eski yazılı belgelerinden biri olan Tonyukuk Yazıtı’nın değerini göstermesi bakımından önemli olduğunu belirterek, “Türk dilinin en eski çağlardan günümüze kadar ne kadar önemli ve meşakkatli yollardan geçtiğini göstermesi bakımından da kuşkusuz önemli ve değerlidir” dedi.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, TBMM genel kurulunda, tarihten günümüze Türk Dili’nin önemi üzerine yaptığı konuşmada, “Battal Gazi diyarının bir milletvekili olarak destan geleneğimiz, sözlü kültürümüz ve tüm bu değerlerimizin taşıyıcısı olan Türkçemizin zenginliği üzerine konuşmak istiyorum. Çünkü düşünürler der ki, ‘İnsanın ana yurdu ana dilidir.’ Bizim millet varlığımız ve devlet geleceğimizin de dayanağı Türkçemizin gücüdür. Türkçe yayınlı diziler, sinemalar, basılı ve görsel yayınlar devletimizin gücünü dünyaya iletiyor. Bu kapsamda, TRT’yi, özelde TRT Avaz’ı, TRT kültür kanallarını tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin Türkçemiz ve onu dünya dili yapmak için yapılan yayınlarla desteklediğini görmek bizi ayrıca mutlu ediyor. Yunus Emre Enstitüsü ve TİKA başta olmak üzere Türkçeye hizmet eden tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, Türk dili tarihimize ait bazı hatırlatmaları siz değerli vekillerimize hatırlatıp yüce Meclisin kayıtlarına geçirmek istiyorum. Türk dili dünyanın en eski dillerinden biridir, bunu söyleyebilmek için haklı nedenlerimiz bulunmaktadır. Bu nedenlerin en önemlisi Türk dilinin yazılı belgelerinin çok eski zamana kadar uzanmasıdır. 8’inci yüzyıldan kalan Asya coğrafyasının türlü bölgelerinde ele geçmiş Göktürk harfli yazıtlar bunun en önemli tanıklarıdır. Bugün sayısı 500’ü aşkın Göktürk harfli yazıtlar Türkçenin en eski belgeleri olduğu gibi Türk tarihinin, kültürün ve sanatının da şüphesiz en muhteşem örnekleridir. İlk örneklerini 8’inci yüzyılda gördüğümüz Göktürk harfleriyle taşlara ve kayalara kazınmış bu dil ve kültür sonraki dönem Türkçe metinlerde de daha işleklik kazanmış ve daha güçlü olarak karşımıza çıkmıştır. Eski Uygur Türkçesi döneminden kalan metinlerin hem sayısının çokluğu ve hem işlenmiş bir edebi dille karşılaşıyor olmamız da şüphesiz çok önemlidir. İslamiyet sonrasında Arap harfleriyle kaleme alınan Kutadgu Bilig, Divanü Lügat-it-Türk ve Atabetü’l-Hakayık gibi eserler de Türkçenin ne kadar güçlü bir dil olduğuna tanıklık etmektedir. Özellikle Kaşgarlı Mahmut’un Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazdığı Divanü Lügat-it-Türk adlı Arapça-Türkçe sözlüğü hem Müslüman dünyası için Türklerin değerini göstermesi hem de Türk dilinin İslam coğrafyasında öğretilmesinin ne kadar önemli konular olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Türklerin bir bölümünün Anadolu’ya geldikten sonra bu coğrafyada da edebi bir dil vücuda getirdiğine dikkat çeken Fendoğlu, “Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi erenler bir taraftan İslamı tebliğ ederken öteki taraftan yazdıkları eserlerle Türkçenin de bu coğrafyanın en etkili dillerinden biri olmasına vesile olmuştur. Ayrıca, Anadolu ve Balkanlar coğrafyasında halen Türkçe dışında başka diller konuşulup yazıla biliyorsa bu da hem Türklerin hem de Türkçenin hoşgörüsünden başka neyle izah edilebilir ki. Anadolu ve Balkanlar ile Kuzey Afrika ve Avrupa içlerine kadar hoşgörü, medeniyet ve yüksek Türk kültürünü götüren Türkler, aynı zamanda güzel Türkçemizi de götürmüştür. Özellikle Avrupa içlerine kadarki coğrafya ile Kuzey Afrika’da ve Doğu Akdeniz’deki birçok yer adının Türkçe olması da bunun en güzel göstergesidir.

    Türk dili, bazı zamanlarda, özellikle de devletin zayıfladığı ve kargaşanın arttığı dönemlerde başka dillerin etkisiyle de zayıflamaya başlamış; birçok sözcüğünü kaybederek başka dillerden giren sözcüklerle yaşamaya devam etmiştir. Ancak, bu durumun geçici zararlarla hafifçe atlatıldığını da eklemem gerek. İşte Osmanlı Devleti’nin son zamanındaki buhranlar, doğal olarak, Türk dilini de etkilemişti. Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’ndan yüzünün akıyla çıkan Türk milleti, Türk insanının gelişmişlik seviyesini artırmak üzere büyük bir seferberlik başlatmıştı. Türklerin bilinen en eski yazılı belgesi olan Göktürk harfli yazıtların 1893 yılında çözülmesiyle birlikte, bu metinler üzerindeki çalışmalar haliyle Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmişti. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde en fazla durduğu konunun tarih ve dil olduğunu özellikle belirtmem gerek. Atatürk’ün 1931 yılında Türk Tarih Kurumu -o zamanki adıyla Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti- ile 1932 yılında Türk Dil Kurumunu -o zamanki adıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti- kurması ve bu iki kurumu Türk tarihi ve Türk dili araştırmalarına yönlendirmesi ve en önemlisi de kendisine ait az sayıda mal varlığının büyük bir bölümünü bu iki kuruma vakfetmesi zaten tarihe ve dile verdiği değerin en iyi ve somut göstergesidir. Türk tarihinin İslam dönemi öncesinden az biliniyor olması, Türkçenin de hem doğu hem de batı dillerinin etkisinin altında örselenmesi Atatürk’ün bu iki önemli konuya neden bu kadar değer verdiğini de açıkça ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.

    2020 yılının UNESCO tarafından “Tonyukuk Yılı” olarak ilan edilmesine önemine parmak basan Fendoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

    Kaynak: İhlas Haber Ajansı

    Reklam
    BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ