Gram Altın ALTIN 484.732
Polisim Dergisi

    Türkiye, 5G’de altyapı teknolojisini geliştirdi

    MEHMET KAYA COVID-19 salgını öncesi Dünya’nın en önemli gündem maddelerinden biri telekomünikasyonda oyun değiştirecek 5G teknolojisiydi. Hatta …

    Reklam
    Türkiye, 5G’de altyapı teknolojisini geliştirdi

    MEHMET KAYA

    COVID-19 salgını öncesi Dünya’nın en önemli gündem maddelerinden biri telekomünikasyonda oyun değiştirecek 5G teknolojisiydi. Hatta devam eden ticaret savaşları içinde önemli bir yer tutuyor. ABD, 5G altyapı kurma yetkinliğine ulaşan şirketlerden biri olan Huawei’ye karşı savaş açmış durumda. Bu alanda Ericsson ve Nokia da faaliyetlerini hızlandırdı. Türkiye’nin en yüksek bedelli Ar-Ge projesi olarak başlayan uçtan uca 5G teknolojisi geliştirme projesi pek gündeme gelmedi ama OSTİM’de doğan Haberleşme Teknolojisi Kümesi (HTK) projesini tamamladı ve Türkiye, 5G altyapısını kurabilecek teknolojik altyapıyı tamamladı. Şimdi sırada bu teknolojinin satılabilir hale getirilmesi için gerekli yatırımın yapılması var. HTK Başkanı İlhan Bağören DÜNYA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 5G markası olacak altyapı şirketi GTENT’in OSTİM TEKNOPARK’ta kurulduğunu, gerekli olan ara yatırım yapılması halinde 2021 yılı sonu itibariyle Türkiye dahil, isteyen her ülkeye 5G altyapısı kurmaya başlayabileceklerini belirtti.

    Bölgesel pazarın yüzde 5’i hedefleniyor

    GTENT, bütün dünyanın tartıştığı “5G’de Çin mi, ABD mi” tartışması içinde 5G altyapısı kurabilecek bir seviyeyi teknolojik olarak ispatlamış durumda. İlhan Bağören, Türkiye’deki operatörlerle birlikte çalıştıklarını ve 5G’ye geçiş aşamasında Türkiye pazarının yüzde 45-50’sine ulaşabileceklerini belirtiyor. Bölgesel pazarın yüzde 5’i, küresel pazarının da yüzde 1’i ilk aşama hedefleri. 5G teknoloji ağırlıklı olarak son tüketici değil, sanayi, tarım ve hizmetler sektörlerindeki şirketlere fayda sağlayacak bir yapı olduğu için ülkelerin ve operatörlerin bu alana geçiş sürecini nasıl yöneteceği önemli. Bağören 5G altyapısının “tek paket halinde satılan” bir yapı olmaması nedeniyle operatörlerin farklı şirketlerle farklı yapıları kurabileceğini hatırlatıyor.

    Bağören’in 3 önemli uyarısı da var: GTENT yatırımcı alıyor ve bu alana yatırım yapmak isteyen ‘babayiğitlere’ açıklar. Ayrıca, Endüstri 4.0’ın bütün sektörlere yayılımı için 5G anahtar rolde. “5G daha çok kurumsal fayda sağlayacak bir yapı, şirketlerin kullanabileceği uygulamalar alanında muazzam bir derinlik var ama ne yazık ki Türkiye’de herkes uyuyor” uyarısını yapıyor. Kamuya 5G’nin derinlikli faydası için sanal operatörlerin önünü açma çağrısını yapan ve bir uyarısı da ULAK hakkında Bağören, Türkiye’nin baz istasyonu şirketi olmak için kurulan ve 5G projesinin ortağı ULAK ile istedikleri düzeyde işbirliği yapamadıklarını uyarısında bulunuyor.

    Ticarileşme sürecindeyiz

    Bağören, Türkiye’nin en büyük Ar-Ge projesi olarak 16 şirket ve 3 operatörün katılımıyla başlayıp projenin son aşamada olduğunu, TÜBİTAK’ın salgın nedeniyle 2020 sonunda bitecek projeyi 3 ay uzattığını vurguladı. Bağören, “Bizim 3 operatörümüzün ve diğer dünya operatörlerinin 5G için yapacakları yatırımda alacakları şeyleri üretiyoruz. Eski, baz istasyonu dediğimiz, anten, antenin yanında baz ünite, çekirdek şebeke dediğimiz 3 ayrı ana parçanın üçünü de yapıyoruz” dedi.

    İşin sürmesi için ihracat şart

    Bağören, GTENT’in Türkiye pazar payının yüzde 45-50’sini, Doğu Avrupa, CIS, Ortadoğu ve Afrika pazarının yüzde 5’i, küresel pazarının da yüzde 1’ini hedeflediğini belirtirken, örneğin Türkiye pazarının çok daha büyük seviyede elde edilememesinin işin doğasından kaynaklandığını kaydetti. Bağören, “Odağımız bütün bölge ve dünya. Bir Samsung, Huawei gibi arenada rekabetçi bir firma yapmak peşindeyiz. Türkiye’nin yüzde 100’ünü bile alsak fizibilitesi olmaz bu işin. Mutlaka dünyaya satmanız lazım” diye konuştu.

    Küresel altyapı firmalarının yıllardır yaptıkları yatırım nedeniyle örneğin baz istasyonda, okul, otoyol, geniş alan vb. gibi alanlarda kullanılabilecek 50 tip sayısına ulaştığını hatırlatan Bağören, Türkiye projesinde operatörlerle de görüşerek en fazla kullanılacak cihaz üzerine yoğunlaşıldığını, iç pazarın bir kısmının elde edilebilecek olmasının bu unsurdan kaynaklandığını vurguladı.

    Geçiş kademeli olacak

    5G’nin önceki standartlardan farklı olarak donanım değil, yazılım ağırlıklı olduğunu hatırlatan Bağören, Türkiye’nin yetenek havuzunun bu nedenle kendini geliştirmeyi mümkün kılabileceğini aktardı. 5G’ye geçişte; data için 5G teknolojisinin kullanılıp tüketici için mevcut LTE-4,5G altyapısının kullanıldığı bir sürecin olacağını tahmin ettiğini belirten Bağören, 2024-2025’ten itibaren ise iletişim kullanımında ağırlığın 5G altyapısına geçeceğini, LTE’nin 2026 yılına kadar mevcut hacmini koruyacağını söyledi.

    5G teknolojisinin, hızlı indirme-yükleme, gerçek zamanlılık ve çok fazla cihazı aynı anda yönetmeye imkan verme fonksiyonlarının kurumsal yapılar için büyük avantajlar sağladığını dile getiren Bağören, “Sadece son kullanıcıdan sağlanacak gelirin operatör için yeterli değil. Firmalar ve ülkenin bu yeni ortama stratejik kararlar vererek hazırlanması gerekiyor” diye konuştu.

    Üretilen arabayı verimli yapacak

    İlhan Bağören, firmaların SG’nin yaratacağı etki konusunda çalışma yapmadığını belirterek şu uyarıda bulundu: “SG’yi altyapı ve uygulama olarak ikiye ayırabiliriz. Birisi operatörlerin baz istasyonlarının yeni versiyonu. Biz buradayız ve başka şirketlere de yer var. Ancak esas yer ve dehşet büyük alan ve Türkiye orada uyuyor ne yazık ki. Uygulama alanının büyüklüğüne 2 türlü bakabilirsiniz.

    1- Uygulama geliştirerek satmak. Satış hacminin büyüklüğü en az altyapı kadar.

    2- Esas etkisi ise o uygulamaların ülke ekonomisine sağlayacağı fayda, kaldıraç etkisi. Bu kaldıraç etkisi 4,SG’de (LTE) de ülke ekonomisinin yüzde 4’ü kadardı. SG’de ise ülke ekonomisinin yüzde 10’una kadar çıkacak. Ürettiğiniz üzümü de daha verimli hale getirecek, ürettiğiniz arabayı da verimli yapacak, çalışanlarınızı da verimli hale getirecek. Avrupa’da SG’nin çekirdek altyapısının diğer sektörlerin verimini artırmak için nasıl kullanalım diye çalışılıyor. Bizim yarattığımız (SG altyapı yatırımı) iş hacminden çok çok daha büyük ama maalesef ülke olarak uyuyoruz. BTK sağ olsun, SG TRForum diye bir oluşum kurdu, bir beyaz kitap hazırladı. Çok fazla kişi uğraşmıyor.”

    Lisans bedelleri ve operatörler için stratejik karar gerekli

    İlhan Bağören, SG’nin fayda sağlayabilmesinin sanal operatörlerin önünün açılması, uygulama geliştirmede olduğunu belirterek, Türkiye’nin vergi ve lisan bedeli konusunda stratejik bir karar vermek zorunda kalacağını belirtti. Bağören şunları vurguladı: “SG yeni iş modelleri getirecek. Sanal operatörler mesela. SG’nin verdiklerini, tarım için, fabrikalar için, oyuncular için pek çok alan için işletecek sanal operatörler gerekli. En gelişmiş 13S ülke arasında sanal operatör gelişmeyen tek ülke Türkiye. Bunun nedeni de vergi. Çünkü sanal operatör, ana operatörle aynı vergiye tabi. Vergi nedeniyle sanal operatörlüğün fizibilitesi yok. Bunu yapamazsak geri kalacağız. Diyelim ki diğer ülkelerde çiftçilere hizmet veren sanal operatör var. Sizde yok. Bunun yaratacağı rekabet sonucunu tahmin edersiniz. Lisans bedeli yüksek olursa. SG’nin potansiyeline bakarak gerek vergide, gerek regülasyonda çok stratejik davranmak zorundayız. Diyelim ki lisansı çok pahalı yaparlarsa operatörlerin finans gücünü lisans almaya harcar ve yatırım yapamazlarsa bütün dikey sektörler bunun cezasını çeker. Operatörlerin rekabetçi olmamaları, operatörlerin işinin iyi gitmemesi ötesinde ülke için de zararlı olur.”

    “ULAK ile ayrı düşüyoruz, iki ayrı çalışmaya gerek yok”

    Proje ortağı olan ve baz istasyonu üretimi amacıyla Savunma Sanayii Başkanlığı yatırım şirketi SSTEK’in kurduğu, sonrasında ise yüzde 51’i ASELSAN tarafından üstlenilen ULAK A.Ş.’nin 5G Ar-Ge projesinde varlığının sürdüğünü ancak istedikleri işbirliğini yürütemediklerini belirten Bağören şunları söyledi: “İki ayrı proje olmasın diye ULAK’ı SG’nin içine çektik. ULAK ile çalışmak HAVELSAN kadar kolay olmadı. HAVELSAN bizimle aynı seviyede çalışabildi. ULAK ise savunma sanayiinden gelen alışkanlıkla, ‘Ben müteahhit olurum, sizler benim altımda çalışın’ diyor ki bu özel sektörün önünü kapatan bir şey. Biz bunu kabullenmedik. Aynı proje içindeyiz ama bağımsız çalışıyoruz. Devlet-Savunma sanayii işbirliğinin çalıştırdığı eleman bolluğu, Ar-Ge derinliğinin sivil sanayii uçurduğu ortamı maalesef ULAK ile yapamıyoruz. Savunma Sanayii Başkanımız İsmail Demir savunma sanayiinde uzun vadede ‘biz oyun kurucu olmak istemiyoruz’ demişti. Biz de bunun gerçekleşmesini bekliyoruz. ULAK’ın gerçekten bize sunabileceği çok iyi ürünler var, bunu kullanabilmeliyiz ama ayrı ayrı gitmemiz doğru değil.”

    Reklam
    BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ